|
Asfalt Tesisi Mahalleliyi Bunalttı |
|
|
|
|
evrim bani tarafından yazıldı
|
|
Friday, 11 July 2008 15:02 |
|
Kozlu’nun en büyük yerleşim birimlerinden biri olan Fatih Sitesi’nin hemen altındaki sahile kurulan asfalt tesisi, mahalle halkını çileden çıkardı. Başta TBMM Başkanı Köksal Toptan olmak üzere başvurmadıkları yer kalmayan mahalleliler, bir basın toplantısıyla durumu protesto etti.
|
|
Son Güncelleme ( Friday, 11 July 2008 15:03 )
|
|
Devamını oku...
|
|
Maden ocağında göçük: 1 ölü 2 yaralı |
|
|
|
|
Evrim Bani tarafından yazıldı
|
|
Wednesday, 09 July 2008 13:26 |
|
Zonguldak'ın Kozlu beldesindeki Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi öldü, 2 işçi yaralandı. Kozlu Müessese Müdürlüğü maden ocağında, tavan kısmından kömür kayması sonucu göçük meydana gelmesi sonucu işçilerden Hasan Kiren (31) yaşamını yitirdi.
Aynı olayda yaralanan Recep Arıcı (31) ve Satılmış Türkoğlu (31) Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı.
Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Dursun Oğuz, yaptığı açıklamada, “göçük yerinde 8 işçi çalışırken, ocağın tavan kısmından sorumlu kişi madencileri bölgeden uzaklaştırmış. Daha sonra da üretim alanına tahkimatı sağlamlandırmak için zorunlu olarak 3 kişi göndermiş. Ardından talihsiz biçimde göçük meydana gelmesi sonucu bir can verdik, üzüntülüyüz” dedi.
|
|
Son Güncelleme ( Thursday, 10 July 2008 18:37 )
|
|
|
Panoya Yazı Asan Ebe Hemşireye Uyarı Cezası Verildi |
|
|
|
|
Evrim Bani tarafından yazıldı
|
|
Thursday, 10 July 2008 18:36 |
Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde görevli bir ebe h emşire, hastane servis panosuna astığı yazı nedeniyle uyarı cezası verildi.
Alınan bilgiye göre, hastanede görevli Türk Sağlık-Sen Şube Yönetim Kurulu Üyesi ebe hemşire Arzu Kara, 2 Nisanda iş yerindeki hastane servis panosuna, üzerinde ''Haklıdan değil güçlüden yana olanlar kaypak ve dönek olurlar. Güç dengesi değiştiğinde döner döner fırıldak olurlar'' ifadelerinin yer aldığı bir yazı astı. Bunun üzerine, 28 Mayısta Kara'dan, Devlet Memurları Kanunu'nun ''savunma hakkını'' düzenleyen 130. maddesi gereğince 7 gün içinde savunması istendi. Kara, savunmasında, Anayasa'nın 26. maddesindeki ''Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir'' hüküm çerçevesinde yazıyı servis panolarına ''mesai arkadaşlarının sevimli ve anlamlı bulacağını düşündüğü için'' astığını ifade etti. Savunma yazısının baştabiplik makamına verilmesinin ardından Kara, Devlet Memurları Kanunu'nun 125. Maddesi A bendinin (a) fıkrasına göre, ''verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık gösterdiği veya düzensiz davrandığı'' gerekçesiyle ''uyarma cezası'' ile cezalandırıldı. Uyarma cezası, memura, ''görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi'' şeklinde tanımlanıyor. Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Türkiye'de herkes demokrasi ve özgürlükten dem vuruyor ama bir hastanede bile bu hak kısıtlanıyor. Suç unsuru bulunmayan, hakaret içermeyen bir ifadenin personelle paylaşılmak istenmesine böyle bir karşılık verilmesi kabul edilemez'' dedi.
|
|
Uğur İnam tarafından yazıldı
|
|
Saturday, 05 July 2008 13:42 |
Mutluluk!..
Çocuk yaşta evlendirildiği karısına olan aşkı; on beş yıllık evliliği sürecinde yaşadığı sorunların, birikerek taşması sonucunda bitme noktasına gelmişti. Bunu, büyük bir boşluk oluşan acılı yüreğinin derinliklerinde hissediyordu. Karısına olan aşkının bittiğini hissetmesine karşın, uzun yıllar birlikte yaşadığı ve iki de çocuk büyüttüğü karısına karşı, hala derin bir sevgi besliyordu. O, oldum olası başladığı hiç bir şeyi, ani kararlar alarak bitiremezdi. Bu kişilik özelliklerine rağmen, her geçen gün azalan yüreğindeki cılız ışık, sönmüştü sonunda. Geceler boyu, ağlamaklı ve kederli gözlerle pencereden gecenin karanlığına bakıyordu. Fakat uzun yıllar boyunca yaşadığı, eziklik ve yarım kalmışlık duygusuna dayanamıyordu artık. O, var olabilmek ve kabul edilmek için, her zaman kendini kanıtlamak zorunda kalıyordu. Kendi mutluluğundan öte, hep, eşini, çocuklarını ve eşinin aile efradını mutlu etmeye uğraşırken kaybolup gitmişti, bu yorucu hayatın insanı derinlere, diplere çeken girdaplarında.
Onun mutlu olmasından mutluluk duyan, onu mutlu etmeye çalışarak mutluluğu arayan bir tek insan yoktu hayatında. Karşıdakini mutlu ederken mutlu olmak, bu duyguyu yalnız çocuklarında yaşayabilmişti şimdiye kadar. Biri kız, biriside erkek olan iki çocuğunun mutlu olduğu anlar, onunda büyük mutluluk duyduğu anlardı. Eşiyle yaşadığı uzun yıllar boyunca, sevinç duyduğu birçok olay yaşamıştı. Fakat sevinç duygusuyla, mutlu olma duygusunun apayrı şeyler olduğunu düşünmeye başlamıştı son yıllarda. Ya da, böyle bir olgunun ayırdına varmaya başlamıştı.
|
|
Son Güncelleme ( Saturday, 05 July 2008 18:49 )
|
|
Devamını oku...
|
|